okul öncesi

okul öncesi sitesi www.anaokullu.com hizmetidir

Archive for the ‘okul öncesi etkinlik indir’ Category

Okul öncesi etkinlik

leave a comment »

Okul öncesi etkinlik

Etkinliklerin tamamını okul öncesi eğitim sitesine giderek görebilirsiniz.

Okul öncesi etkinlik resimlerini orjinal boyutlarında görebilmek için üzerine tıklayın.

kurbaga
nine dede

Okul öncesi etkinlikleri

kardanadam

insan

maske

resim

kuşlar

okul öncesi eğitim drama etkinlikleri

with 8 comments

okul öncesi eğitim drama etkinlikleri

KAYNAK: WWW.ANAOKULLU.COM

Okulöncesi Eğitimde Drama ve Drama Etkinlikleri

Doç. Dr. Aysel KÖKSAL AKYOL
Ankara Üniversitesi, Ev Ekonomisi Yüksek Okulu
Çocuk Gelişimi Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi

Özet

Bu çalışmada, okul öncesi eğitimde dramanın önemi, uygulama aşamaları, okul öncesi eğitimin amaçları ve temel ilkeleri üzerinde durulmuştur. Okul öncesi eğitimin amaçları ve ilkeleri doğrultusunda, okul öncesi eğitimde drama etkinliklerini planlarken ve uygularken dikkat edilmesi gereken durumlar vurgulanmıştır. Bu dönem çocuklarına verilecek eğitim hakkında bilgisi olmayan kişilerin çocuklara yararından çok zararının olabileceği belirtilmiş ve ayrıca 60-72 aylık çocuklara yönelik örnek drama etkinliklerine yer verilmiştir.

Giriş

Okul öncesi eğitim bireyin yaşamında önemli bir yere sahiptir. İstenilen davranışlara sahip çocuklar yetiştirmek için bu dönemde çocukların etkin bir okul öncesi eğitim almaları önemli olmaktadır. Okul öncesi yıllar boyunca bedensel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihinsel, dil gelişimi büyük ölçüde tamamlanmaktadır. Bu dönemdeki gelişmeler yaşamın ilerideki yıllarında oldukça etkili olmaktadır ve okul öncesinde verilen eğitimle çocukların bütün gelişim alanları desteklenmektedir. Günümüzde önemi giderek artan okul öncesi eğitimde drama etkinliklerine yer verilmekte ya da drama bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Drama gün geçtikçe önemi artan bir alan olarak dikkat çekmektedir. Günümüzde okul öncesi eğitimden başlayarak üniversite ve lisans üstü eğitime kadar, bütün kademelerinde drama çalışmaları yapılmaktadır. Pinciotti (1993)’e göre, drama, çocukların spontan oyunlarında ortaya çıkan, katılımcıların sanatsal duyarlılığını, kendisi, başka insanlar ve dünya hakkındaki bilincini artıran ve hayal gücünü geliştiren bir öğrenme aracıdır (s:1). Drama kavramı bazen bir yöntem, bazen bir alan, bazen de bir disiplin olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda eğitim programlarında bir yöntem olarak kullanılmasının arttığı dikkati çekmektedir (Üstündağ, 1996:20; 1998:28).

Drama oyunun gücünü eğitimde kullanan bir alandır. Erken çocukluk döneminden itibaren yetişkinliği de içine alan bütün yaşam dönemlerinde oyuna eğilimleri vardır. Dramanın oyunsu özelliği, yaratıcı edimlere ve yaratıcılık süreçlerine uygunluğu dikkati çekmekte ve dramanın eğitimde kullanımı söz konusu olmaktadır. (Fleming, 1994:37; San, 1995:93-94)

Drama bir amaç ya da araç olarak kullanılabilir. Dramanın amaç olması, dramayı drama ile öğretmek anlamına gelir. Bunda amaç bireyin kişilik gelişimine yardımcı olmak, dramadan haz almayı sağlamak, iletişime yardımcı olmaktır. Dramanın araç olarak kullanılması, herhangi bir konunun drama yöntemiyle öğretilmesidir. Dramanın amaç ya da araç olarak kullanılmasını ise birbirinden ayırmak mümkün değildir. Sonuçta bir konunun drama yöntemiyle anlatılmasında da bir drama süreci vardır. Yaşanan bu drama süreci de doğal olarak yine bireyin kişilik gelişimine, dramadan haz almasına, iletişim becerilerinin gelişimine etki etmektedir (Sağlam, 1997:34).

Resim, heykel, dans gibi sanat formlarında var olan, sanatı gerçekleştiren bireyin bir uyarıcıya tepkisini göstermesi özelliği dramada da bulunmaktadır. Aktif katılımı gerektirmesi nedeniyle, drama çocuğun duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimine katkıda bulunan bir sanat alanı olarak kabul edilmektedir (McCaslin, 1990:2; Stewing ve Buege, 1994: 2). Drama tüm sanat alanlarından yararlanmaktadır. Dramada öykü, şiir, resim, heykel ve benzeri bir çok eserden yola çıkarak doğaçlamalar yapılmakta, bu çalışmalar sayesinde de katılımcılarda sanata karşı ilgi ve duyarlılık kazanmaktadır. San (1996)’a göre drama, “doğaçlama ve rol oynama gibi tiyatro ve drama tekniklerinden yaralanılarak, bir grup çalışması içinde katılımcıların bir yaşantıyı, olayı, fikri, eğitim ünitesini, soyut bir kavramı, davranışı eski bilişsel örüntülerinin yeniden düzenlenmesi yoluyla ve gözlem, deneyim, duygu ve yaşantıların gözden geçirildiği oyunsu süreçlerde anlamlandırılması, canlandırılması�? dır (s:149).

Ömeroğlu Turan ve Can Yaşar (1999a) ise, çocuk oyunlarından ve benzer etkinliklerden yola çıkarak, değişik yaşam durumlarını canlandırma, olayları yeniden yaratıp irdeleme, bu yaşam durumlarından bilgilenme ve öğrenmeye geçme çalışmalarını drama olarak tanımlamaktadırlar (259). Drama çalışmalarına katılan bireyler, drama sürecinde durumları, olayları, ilişkileri keşfederek öğrenmektedirler. Katılımcılar gerçek dünyadaki bilgi ve deneyimlerini dramada hayali bir dünya yaratmak için kullanmakta ve dramada tasarladıkları durumları ve rolleri tanımlarken olayları ve ilişkileri incelemeyi öğrenmektedirler (O’Neil ve Lambert, 1991:11).

Drama ortamında katılımcılar yaratarak, geliştirerek ve yansıtarak kendilerini, arkadaşlarını, ailelerini ve içinde yaşadıkları gerçek dünyaya ait bir çok şeyi anlamaktadırlar. Çeşitli sosyal olayları inceleyerek insanların farklı koşullarda yaşadıkları, bu farklı koşullarda ne şekilde davrandıkları ile ilgili düşünmeye başlamaktadırlar. Farklı görüşler ortaya koyabilmekte, diğerlerine karşı kişisel görüşlerini tahlil edebilmektedirler. Bu da katılımcıları düşünce ayrılığı, tartışma ve çözüme götürmektedir (Fulford vd. 2001:2).

Bu çalışmada, drama çalışmalarının aşamaları, okul öncesi eğitimin amaçları ve ilkeleri ve bu amaç ve ilkeler doğrultusunda drama etkinliklerini planlarken ve uygularken dikkat edilmesi gereken durumlar üzerinde durulmaktadır. Ayrıca okul öncesi dönem çocuklarına yönelik drama, etkinliklerine ve eğitim durumlarına yer verilmektedir.

Dramanın Uygulama Aşamaları

Dramada uygulama aşamaları ısınma, oyun ve rahatlama ve değerlendirme olmak üzere üç grupta incelenebilir.

1. Isınma
Isınma çalışmaları oyuna katılma isteğini artırmakta, grubun birbirine, oyunlara, dramaya ısınmasını ve rahatlamasını sağlamaktadır. Bedensel ve düşünsel hazırlanmaya yönelik etkinliklerden oluşan ısınma çalışmaları katılımcıları doğaçlama yapmaya hazırlamaktadır (Öztürk, 1999:77; Ömeroğlu Turan ve Can Yaşar, 1999b:95; Okvuran, 2001:23).

Çeşitli yöntemlerle duyuları kullanma, gözlem yetisini geliştirme, bedensel ve dokunsal çalışmaların yapılması, tanışma, etkileşim kurma, güven kazanma ve uyum gibi özellikleri katılımcılara kazandıran, bedenini ve beynini duyumsama ile ilgili çalışmaların yapıldığı aşamadır (San, 1996:154; Üstündağ, 2000:39; San, 2001:86).

Isınma çalışmaları kendini tanıma, diğer bireyleri tanıma, iletişim kurma, ikili iletişimden daha çok kişili iletişim ve etkileşime geçme, grup dinamiğinin doğması, anıların anlatılması, öykü anlatma gibi sözellendirme ve etkileşim çalışmaları, oyun aşamasına geçme biçiminde ilerlemektedir (San, 1996:155). Isınma çalışmalarında yürüme, koşma, zıplama, çekme, itme, dönme, yuvarlanma, hayvan taklitleri ve yürüyüşleri farklı zeminlerde yürüme, kukla gibi ya da robot gibi hareket etme gibi aktivitelere yer verilebilir. Yapılan ısınma çalışmalar çocukların birbirleriyle daha iyi iletişim kurmalarına, içlerinden geldiği gibi doğal davranmalarına yardımcı olmaktadır (Aral vd. 2000:46).

2. Oyun / Doğaçlama / vb

Bu çalışmada belirlenmiş bazı kurallar vardır. Bu kurallar çocukların çalışmalarını sınırlandırıcı, çocukları kısıtlayıcı özellikte değildir. Belirlenen kurallar içinde çocuklar özgürce oyun kurmaktadırlar. Bu aşamada pantomim, rol oynama, doğaçlama, hikaye oluşturma, dramatizasyon gibi etkinliklerden biri ya da bir kaçına birden yer verilebilir. Çocukların yaratıcılıklarını ve hayal güçlerini ön plana çıktığı bir aşamadır. (Aral vd. 2000:46-47).

Ömeroğlu, Turan ve Can Yaşar (1999b)’a göre pantomim, çocukların sözcükleri kullanmadan vücut ve yüz ifadeleri ile gereksinimlerini, yaşadıkları olayları ya da onların yaşantılarında olan bir çok günlük etkinlikleri canlandırmalarıdır (98). Rol oynama, başka birilerinin rolüne girme ve oynama anlamına gelmektedir. Çocuklar oynadıkları karakterlerin özelliklerini ve duygularını canlandırmaktadırlar. Doğaçlamalarda anında yaratma söz konusudur. Çocuklar bu yolla belli bir konuyu irdelemekte, oynamakta, yeniden gözden geçirmekte, rolleri değiştirmekte, edinilmiş bilgileri yeniden yaşama geçirmektedirler. Doğaçlamalarda çeşitli kuklalar, resimler, maskeler kullanılabilir (Ömeroğlu Turan ve Can Yaşar 1999b:99). Doğaçlamalar, daha az kesin olarak belirlenmiş bir süreç olup saptanan bir konu ya da temadan yola çıkılmakta ya da belirlenen bir amaca doğru belli aşamalarla yol alınmaktadır. Bireysel ve grup yaratıcılığının ön plana çıktığı bir aşamadır (San, 1996:155; San, 2001:86). Doğaçlama, herhangi bir metne bağlı olmadan, içten geldiği gibi ve aniden gelişen durum olarak ifade edilmektedir. Daha az kesin olan bir süreçtir. Bireylerin kendilerini rahatça ortaya koyması, bireysel olarak keyif alması söz konusudur Doğaçlamalar drama çalışmalarının bel kemiğini oluşturmaktadır (Üstündağ, 1998:32). Masal, öykü, şiir, tablo, fotoğraf, bir hayal durumundan yola çıkılarak doğaçlamalar yapılabilir. Hikaye oluşturmada, çocuklar yarım kalan bir hikayeyi tamamlayabilir ya da kendileri bir hikaye oluşturabilirler. Hikaye oluştururken fotoğraf, kukla, maske kullanılabilir. Sonra da oluşturulan hikayelerin canlandırmaları yapılabilir. Dramatizasyonda önce hikaye ya da masal okunmakta, sonra çocuklar bunları canlandırmaktadırlar.

3. Rahatlama ve Değerlendirme

Rahatlama bedensel ve zihinsel olarak gerçekleşir. Rahatlamayı kolaylaştırmak için dinlendirici bir ortam, uygun bir müzik ve sakinleştirici sözel yönergeler kullanılabilir. Bu çalışmada çocuğa olayın tamamlandığını hissettirmek ve rahatlatmak söz konusudur (Aral vd. 2000:47). Aşamalardan bir ya da birkaçından sonra değerlendirmeye yer verilmelidir. Lider “neler yaşadınız?�?, “neler hissettiniz?�?, “nerede zorluk çektiniz?�?, “daha başka neler yapılabilir?�? gibi sorunlarla tartışmayı başlatabilir (San, 1996:155; Aral vd., 2000:47). Okul öncesi dönem çocuklarına uygun drama etkinliklerine makale sonunda yer verilmiştir. Bu etkinliklerden Örnek 1 ve Örnek 3 uygulanmıştır.

Okul Öncesi Eğitimin Amaçları ve Temel İlkeleri

Drama etkinliklerini planlarken ve uygularken okul öncesi eğitimin amaçları ve ilkelerinin dikkate alınması gerekmektedir. Okul öncesi dönem gelişim açısından oldukça önemli bir dönemdir. Çocukların bu dönemdeki öğrenme hızı çok yüksektir. Her yaş grubunun genel gelişim özellikleri olmakla birlikte her bir çocuk arasında bireysel farklılıkların olduğu unutulmamalıdır.

Okul öncesi eğitimin amaçları; çocukların bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak, çocukları ilköğretime hazırlamak, olumsuz çevre koşullarından ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak, çocukların Türkçe’yi güzel ve doğru konuşmalarını sağlamaktır (Milli Eğitim Bakanlığı, 2002:8).

Okul öncesi eğitimin ilkeleri; eğitimde çocuğun ve ailenin etkin katılımını sağlamak gerekmektedir. Çocuğa verilen eğitim, onun gereksinimlerine uygun olmak zorundadır. Çocukların gereksinimlerini karşılamak amacıyla demokratik eğitim anlayışına uygun eğitim ortamları hazırlanmalıdır. Etkinlikler düzenlenirken çocukların ilgi ve gereksinimleri, okulun ve çevrenin olanakları dikkate alınmalıdır. Çocukların Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmalarına önem verilmelidir. Eğitime çocukların bildiklerinden başlanmalıdır. Çocukların deneyerek öğrenmesine olanak tanınmalıdır. Oyun çocuklar için en uygun öğrenme yöntemidir.Çocuğun, kendine saygı ve güven duyması sağlanmalı, öz denetim kazandırılmalıdır. Çocuklarla kurulan iletişimde baskı ve kısıtlamalara yer verilmemeli, kişiliğini zedeleyici şekilde davranılmamalıdır. Okul öncesi dönemde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, iş birliği, sorumluluk, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma davranışları geliştirilmelidir. Çocukların bağımsız davranışlar geliştirmesi desteklenmelidir. Yardıma gereksinim duyduklarında yetişkin desteği, rehberliği ve güven verici yakınlığı sağlanmalıdır. Çocuğun kendisinin ve başkasının duygularını fark etmesi desteklenmelidir. Çocukların hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme becerileri geliştirilmelidir. Programlar hazırlanırken ailelerin ve içinde bulunulan çevrenin özellikleri dikkate alınmalıdır. Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi eğitim programı düzenli olarak değerlendirilmelidir (Milli Eğitim Bakanlığı, 2002:9-10).

Drama Etkinliklerini Planlarken ve Uygularken Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar

Okul öncesi eğitimde çocukların gelişimlerini desteklemek üzerinde önemle durulmaktadır. Çocukların gelişim özelliklerinin temel alınması ile psiko-motor alan, sosyal-duygusal alan, bilişsel alan ve dil alanı, özbakım becerileri olmak üzere hedefler ve kazanılması beklenen davranışlar belirlenmiştir. Drama etkinlikleri, çocukların gelişimleri, gereksinimleri, ilgileri ve ayrıca da okul öncesi eğitimin amaç ve ilkeleri de göz önüne alınarak planlanmalı ve uygulanmalıdır.

Drama etkinliklerini planlarken ve uygularken dikkat edilmesi gereken durumlar şunlardır;

· Etkinlikler planlarken çocukların ilgilerinden, gereksinimlerinden, gelişim özelliklerinden ve yaşlarından yola çıkılmalıdır.

· Öncelikle hedef ve kazanılması beklenen davranışlar belirlenmelidir. Daha sonra bu hedefler ve kazanılması beklenen davranışlara ulaşabilmek için drama planı yapılmalıdır. Hedef alanları belirlenirken hep aynı hedef alanları ve kazanılması beklenen davranışlar seçilmemelidir. Çocukların gereksinimleri doğrultusunda bütün hedef alanlarına yer verilmelidir.

· Çocuklar içinde bulundukları yaşlardan dolayı benzer gelişim özellikleri göstermekle birlikte bireysel farklılıklara sahiptirler. Bu nedenle drama etkilikleri planlanırken bireysel farklılıklar dikkate alınmalıdır.

· Drama etkinlileri planlarlarken çocukların yaratıcılıkları, problem çözme becerileri, karar verme becerileri, iç disiplin kazanmaları, sorumluluk ve işbirliği duygularını geliştirmelerine önem verilmelidir.

· Drama etkiliklerine başlama yaşı ile ilgili farklı görüşler bulunmaktadır, farklı kaynaklarda beş yaşında ya da üç buçuk-dört yaşlarında başlanabileceği ifade edilmektedir (Ömeroğlu Turan ve Can Yaşar, 1999b:91-92; Önder, 1999:91-92). Dramada sonuç değil sürecin önemli olduğu düşünüldüğünde beş yaşından öncede drama çalışmaları yapılabilir. Ancak beş-altı yaşından küçük çocuklarla yapılan drama çalışmalarında dramanın bütün aşamalarını uygulayabilmek pek de mümkün olmamaktadır.

· Drama çalışmalarının mekanı güvenlik açısından uygun olmalıdır.

· Çalışmalar sırasında çocuklar başarısızlık duygusu yaşamamalıdırlar.

· Drama çalışmalarında kazanan ya da kaybeden olmamalıdır.

· Drama çalışmaları sırasında ortaya çıkan davranışlar ve yapılanların doğru olduğu unutulmamalıdır. Çocukların başkalarına zarara vermeyen davranışları doğru olarak kabul edilmelidir.

· İlk kim yaptı, ilk kim söyledi, en güzel kim yaptı gibi ifadeler çocukların heyecanla dramaya katılmalarını önlemektedir. Bu nedenle bu tür ifadelere yer verilmemelidir.

· Bazı çocuklar hep aynı arkadaşları ile oynamak isteyebilirler. Bazı çocuklarla ise hiç kimse oynanmak istenmeyebilir. Bu durumu ortadan kaldırmak için okul öncesi dönem çocukları için renk, hayvan vs isimleri verme gibi yöntemlerle çocukların birbirleriyle oynamaları sağlanmalıdır.

· Aile katılımına önem verilmelidir. Anne-babaların da içinde olabileceği drama etkinlikleri planlanabileceği gibi onlardan dramada kullanılabilecek bazı araç gereçlerin istenmesi gibi durumlarla aile katılımının sağlanması oldukça önemlidir (Bu makalenin sonunda Örnek 3’te verilen ve uygulanmış olan drama etkinliğinde aile katılımının güzel bir örneği görülmektedir. Bu çalışmada hem çocuklar hem de anne-babaların büyük bir keyif aldıkları gözlenmiştir).

· Çocuklarla çalışırken basitten zora doğru bir yol izlenmelidir. Önce pantomim, rol oynama, dramatizasyon daha sonra doğaçlama şeklinde bir ilerleme olabilir. İlk defa drama etkinliği yapılan çocuklarla başlangıçta dramanın aşamalarının hepsi gerçekleşemeyebilir. Süreç içinde aşamalarda ilerlemeler sağlanabilir.

· Drama etkinliği sırasında somut malzemeler kullanılmalıdır, böylece çocukların etkinliğe daha kolay katılmaları sağlanır.

· Drama çalışmalarından sonra mutlaka bir değerlendirme yapılmalıdır. Lider değerlendirmeyi çocuklar, plan ve kendisi açısından yapmalıdır. Yapılan bu değerlendirmeler daha sonra yapılacak olan drama etkinliklerinin planlanmasında ve uygulanmasında yardımcı olacaktır.

Sonuç

Okul öncesi eğitimin önemi giderek daha da artmaktadır. Çok yetersiz olmakla birlikte üç-altı yaşlarındaki çocuklar okul öncesi eğitim fırsatından yararlanmaktadır. Okul öncesi eğitim programları içerisinde de drama etkinliklerine yer verilmektedir. Drama etkinlikleri ile çocukların gelişimleri desteklenmekte, hoş zaman geçirmeleri sağlanmaktadır. Ancak bu dönem çocuklarının özelliklerini ve okul öncesi eğitimi bilmeyen kişilerin çocuklarla yapacakları drama çalışmaları çocukların gelişimlerini desteklemek yerine onlara zarar verebilir. Bu çalışmada okul öncesinde drama etkinlilerini planlarken ve uygularken nelere dikkat edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Ayrıca 60-72 aylık çocuklara göre yapılmış drama etkinliklerinde yer verilmiştir. Ancak okul öncesi dönemde drama lideri olarak çalışabilmek için burada verilen bilgiler yeterli değildir. Bu nedenle okul öncesi dönem çocukları ile çalışan drama liderlerinin okul öncesi dönemin önemi, çocukların içinde bulundukları gelişim döneminin özellikleri, nelere dikkat edilmesi gerektiği, etkinliklerinin nasıl planlanacağı ve uygulanması sırasında nelere dikkat edileceği konularında kendini yetiştirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yapılan drama çalışmaları çocuklara yarar sağlamak yerine onlara zarar verebileceği unutulmamalıdır.

Örnek Drama Etkinlikleri

Örnek 1

Yaş Grubu: 60-72 Aylık Çocuklar

Hedefler: Psikomotor Alan

Hedef 1. Bedensel koordinasyon gerektiren hareketleri yapabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

3. Sözel yönergelere uygun olarak yürüme (yavaş, hızlı, taklit yürüyüşleri vb)

Sosyal-Duygusal Alan

Hedef 4. Başkalarının duygularını fark edebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

Başkalarının duygularını ifade etme, mutluluk ve sıkıntılarını paylaşma

Hedef 6. Başkalarıyla ilişkilerini yönetebilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

2. Grupta sorumluluk almaya istekli olma

Bilişsel Alan ve Dil Alanı

Hedef 1. Gözlem yapabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

1. Değişik durumlarda gözlemlediklerini söyleme (boyut, renk, biçim, işlev, vb)

Hedef 2. Verilen nesne, durum, olay, sayı ya da öğeleri hatırlayabilme

Kazanılması Beklenen Davranışlar:

2. Verilen nesnelerin içinden eksilen ya da eklenen bir nesnenin adını söyleme

Araçlar: “Kırmızı Fili Gördünüz mü?�? adlı hikaye kitabı, renkli kurdeleler

Isınma

Lider çocuklara “çocuklar şimdi el ele tutuşup kocaman bir halka olalım�? der. Halka olunduktan sonra yere oturulur. Lider “çocuklar ben sizlerin adını bilmiyorum, siz de benim adımı bilmiyorsunuz. Şimdi sizlerle hem oyun oynayalım hem de adlarımızı öğrenelim. Adımızı, kaç defada söylüyorsak elimizi birbirine o kadar vurarak söyleyeceğiz. Örneğin, benim adım Ay-sel, kaç defada söylüyorum, iki defada, o zaman adımı söylerken iki defa elimi çırpacağım. Önce ben yapayım, sonra hep birlikte yapalım�? yönergesini verir. Bütün çocuklar için tekrarlanır. Ortaya değişik renklerde kurdeleler konur (az sayıyla başlanır, sayı artırılır). Lider çocuklara “şimdi biri dışarı çıkacak biz de bu kurdelelerden birini alacağız, arkadaşımız geldiğinde eksik olan renkteki kurdelenin hangisi olduğunu söyleyecek�? der, ilgiye göre oyun devam ettirilir.

Oyun / Doğaçlama vb.

“Kuşlar nasıl hareket eder, nasıl ses çıkarır. Şimdi hep beraber ayağa kalkıyoruz, herkes kuş oluyor, evet çok güzel kuşlar oldunuz. Şimdi de herkes kedi olsun…, balık olsun…, fil olsun…, tekrar kuş olalım…�? denir ve çocukların hayvan öykünmeleri yapması sağlanır. Lider Ferit Avcı’nın “Kırmızı Fili Gördünüz mü?�? adlı hikayesini (T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 1829, Çocuk Kitapları Dizisi: 167, Ankara, 1996) kitaptan çocuklara okur. Lider çocuklara “fil dışarı çıktığında nerelere gitmiş olabilir? Acaba kimlerle karşılaşmış? Dışarıda da yağmur yağıyormuş, acaba dışarıda neler yaşamış? Eve döndüğünde üzgündü ve yorgundu, neden üzülmüş olabilir? Üzülmemesi için file neler söyleyebiliriz?�? gibi sorular yöneltir. Alınan yanıtlar doğrultusunda öykünün devamı oluşturulur. Lider “çocuklar şimdi biz bu filin başına gelenleri oynayalım, verdiğim kurdeleye göre de hangi hayvan olacağımıza karar verelim. Filin rengi, kuşun rengi, farenin rengi, kedinin rengi, zürafanın rengi, balinanın rengi ne olsun (çocuklardan yeni kahramanlar da gelebilir, onlar da oyuna dahil edilir)�? der. Renkler belirlendikten sonra değişik renklerde kurdeleler çocuklara verilir, bileklerine bağlanır. “Şimdi omzuna dokunduğum kendisinde hangi rengin olduğunu ve hangi hayvan olduğunu söyleyecek. Evet şimdi filin başından geçenleri oynayabiliriz�?. Bu sırada, minder, sandalye ve benzerlerinden yararlanılarak filin yaşadığı ev, odadaki hayvanların olduğu çerçeve çocuklarla birlikte düzenlenir. Çocukların hikayeyi tamamlamalarına göre ortamda başka düzenlemeler de yapılabilir. Çocukların hepsi (yani her bir hayvan) çerçeve içindeki yerlerini alırlar ve doğaçlamaya geçilir.

Değerlendirme

Doğaçlamalar bittikten sonra çocuklarla halka şeklinde oturulur. Lider çocuklara “neleri beğendiniz, beğenmediğiniz şeyler oldu mu?�? gibi sorular yöneltir. Doğaçlamada sırasında ortaya çıkanlara göre sorular çeşitlendirilebilir.

*Bu etkinlik Oluşum Tiyatrosu ve Drama Atölyesi’nde uygulanmıştır.

Örnek 2

Yaş Grubu: 60-72 Aylık Çocuklar

Okul öncesi eğitim kurumları yönetmeliği 2008

with one comment

Okul öncesi eğitim kurumları yönetmeliği

Okul Öncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliğinin 27.10.2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan değişiklikliklerle son halini buradan indirebilirsiniz indirebilirsiniz.

Yönetmeliği indir

Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Çevresel Farkındalıklarını Artırma Yolları

leave a comment »

Gelişimsel özellikleri nedeniyle meraklı, keşfetmeye istekli ve hevesli olan okulöncesi dönem çocukları, doğayla iç içe olarak bu isteklerine bir çıkış noktası bulabilirler. Doğayı aracısız keşfetme ihtiyacı tüm çocukların yaradılışında varolan bir özelliktir. Doğa, çok çeşitli materyali, değişken ve ilginç ortamlarda çocuklara sunmaktadır. Bu yönüyle doğa, çocukların gelişimlerini destekleyen bir sınıftır.Çocuklara düşen görev ise sadece çevreyi keşfetmektir.
Çevre bir çok özelliği içinde barındırmaktadır. Zengin çeşitlilik, değişimin gözlenmesi, canlı ve cansız her öğe, her eylem ve her süreç için bir işleve sahip olması, karmaşık olması, renkli olması ve estetik olması (Türksoy 1991). Çevreye duyarlılık, tüm bu özelliklerin farkında olmayı ve bu yönleriyle çevreyi keşfetmeyi gerektirmektedir.

Okulöncesi çocukları, doğayı inceleyerek bir çok beceri elde edebilir ve bu alanla ilgili deneyimlere sahip olabilirler. Sonbahar mevsiminde yerlere dökülen yapraklar, doğada bulunan yaprakları incelemek için çocuklara bulunmaz fırsatlar sağlar. Yine bu dönemde yaprakları inceleyerek farklı böceklerin yaprakları farklı şekilde kemirdiklerini de gözlemleyebilirler. Yaprakların renk değişim dönemi olan bu dönemde renk değiştirmeyen yapraklarla değişik renklere bürünen yaprakları karşılaştırarak nedenleri tartışılıp sınıflandırmalar yapabilir. Yapraklar sadece renk olarak değil şekil, büyüklük ve doku olarak da bizlere bir çok fırsatlar verir. Bazı yapraklar kalp şeklinde, bazıları oval şeklindedir. Bazılarının kenarları yumuşak, bazılarınınki sert, bazılarınınki ise iğne gibi sipsivridir. Ayrıca kokuları da
ler çocukların, farklı özelliklere göre sınıflandırma yapmalarını sağlamaktadır. Bu tip etkinliklerle hem çocuklar doğayı yakından keşfetme yeteneğini kazanacak hem de bazı temel kavramsal becerilere ulaşmaları da sağlanacaktır (Galvin, 1994).

Mevsimsel farklılıklar da çocukların çevresel farkındalıklarını artırmada eğitimcilere sınırsız kolaylıklar sağlamaktadır. Karda insanların ve hayvanların ayak izlerini izlemek, bu izleri saymak, izlerdeki ayak büyüklükleri hakkında fikirler üretmek ve bu izleri çocukların kendi izleri ile karşılaştırmak diğer zamanlarda karşılaşamayacağımız fırsatlar tanımaktadır. Böyle fırsatları değerlendirerek çocukların kelime hazinelerinin ve mantıklarının gelişmesi sağlanmış olmaktadır. Saymak ve karşılaştırmalar yapmak, çocukların matematiksel becerilerini de artırmaktadır (Galvin, 1994, Dighe, 1993).

Zamanların çoğunu çocuklarla birlikte geçiren eğitimcilerin çocukların çevreye duyarlılığını artırmak için özellikle üzerinde durması gereken bir çok nokta bulunmaktadır; İlgi çekici öğretim yöntemi geliştirme : Eğitimciler, çocuklarda var olan merak, istek ve hevesleri, farklı öğretim yöntemlerin kullanarak ellerinden geldiğince desteklemelidirler. Oluşturulan uyarıcı ortam ve bu ortam da çocuklara sağlanan olanaklar ve malzemeler, onların meraklarını tahmin etmelidir. Bu öğretim yönteminde, çocuklar düşünmeye araştırmaya ve keşfetmeye teşvik edilmeli ve eğitimcilerle deneyimleri paylaşılmalıdır.

Çevre gezileri düzenleme : Çevre gezileri, çocuklara doğayla ilgili bilgileri sunmak için mükemmel bir olanaktır. Çocuklarla beraber çevre gezilerine çıkılarak doğayla iç içe olmaları ve gözlem yapmaları sağlanmalıdır. Çocuklar ayrıca doğayla ilgili soru sormaları için yüreklendirilmeli ya da eğitimci tarafından konu ile ilgili sorular sorularak merak uyandırılmalıdır. Eğitimciler, onların minicik kafalarını birazcık karıştırıp gezi sırasında konuya ilgi çekerek düşünmelerini sağlamalıdırlar. Çocukların Bu ne?, Neden?, Niçin? vb sorularını derhal yanıtlamanın onların öğrenmesine bir yararı olmadığı gibi çocukların düşünmelerini sağlamadığı için verilen cevabın kalıcı olmayacağı da unutulmamalıdır. Yetişkinlerin çocukların sorularına hemen cevap verme alışkanlıkları, çocukların bağımsız bir biçimde doğayı keşfetme ve bilgilerini kendilerinin inşa etme isteklerini engellemektedir (Galvin, 1994).

Gezi öncesinde çocuklara orada nelerle karşılaşacakları önceden açıklanırsa, çocukların dikkatlerinin eğitimsel hedeflere çekilmesi daha kolay olacaktır. Ayrıca gezi sırasında fotoğraflar çekmek ve bazı kayıtlar yapmak, daha sonra gördüklerini tartıştıklarında hatırlamalarına ve o anda kaçırdıkları detayları görmelerini sağlayacaktır (Taylor ve ark. 1997).

Erken yaştaki çocukları doğada bir yürüyüşe çıkarttığımızda onlara sunacağımız bir çok fırsat vardır. Böyle bir gezi için önceden hazırlıklar yapılmalı, büyüteçler, toplanan materyalleri koyabileceğimiz torbalar ya da plastik, içi görünebilen bardaklar alınmalı, kağıt kalem bulundurulmalıdır. Bu geziler sırasında öncelikle çocuklar, duyularını kullanmaları için motive edilmelidir. Geziye çıkmadan önce eğitimcilerin de bazı hazırlıklar yapmaları gerekmektedir. Mevsim özelliklerine göre bitkiler ve hayvanlardaki değişimlerin neler olduğu, nedenleri göz atılması gereken bilgilerdendir. Gezi sırasında çocukların her yeni buluşuyla ilgilenilmeli ve çocuğa sorular sorulmalıdır. Fakat karşılaşılan böcekleri onlara zarar vermeden incelemek en önemli kural olmalıdır. Farklı havalarda dolaşarak (örneğin yağmurlu, güneşli) çocuklarda mevsimsel farklılıkları fark etmeleri, tabiata ait olma duygularını yakalamaları, hayal güçlerini kullanmaları ve bu geziler sırasında kazandıkları deneyimleri ifade etme yeteneklerini geliştirmeleri sağlanabilir. Çocukların gezi boyunca yaptıkları denemeler oldukça ilginç olmaktadır. Çamur birikintilerini adımlarla veya ağaç dalları ile ölçmek, su içinde yaprağın kaç tane taş yüzdürebileceğini denemek ve bunu daha büyük ve küçük yapraklarla karşılaştırmak sadece bir kaç örnektir (Fenton, 1996).
Çevre gezilerini değişik zamanlarda tekrarlamak her seferinde çocukların farklı şeyler keşfetmelerini sağlayacaktır. Örneğin; kışın ördekleri beslemek amacıyla yakın çevredeki bir parka gidildiğinde, donmuş bir gölle, aynı gezi bahar aylarında planlandığında ise çocuklar farklı deneyimlerle karşılaşacaklardır. Bir dağa, seraya yada bir çiftliğe yapılan gezilerde bu değişimleri yakalamak mümkün olacaktır (Taylor ve ark. 1997).

Geziler sırasında eğitimcilerin görevi, çocuklara uygun çevrede uygun araçlar sağlayarak doğa ile güvenli bir ilişki kurma fırsatını yaratmaktır. Eğitimciler doğayı ve doğa ile ilgili olayları iyi bilmelidir ki çocukların keşiflerini ve deneyimlerini ona göre yönlendirebilsinler (Fenton, 1996). iyi planlanmış bir çevre gezisinde eğitimciler, emniyet için gerekli kuralları ve uygun davranışları, nereye gidileceğini, ne görüleceğini ve oraya nasıl gidileceğini çocuklara önceden açıklamalıdırlar (Taylor ve ark. 1997). Ayrıca eğitimciler, yapılan gezilerde çocukların canlı bir şeyleri toplamalarını ve koparmalarını değil dinlemeleri, dokunmaları, koklamaları, göstermeleri ve gözlemlemeleri üzerinde durmalıdırlar (Dighe, 1993).

Çevre ile ilgili kitaplar okuma:
Çevre eğitimi ya da fen-doğa ile ilgili kılanlar okunarak, çocuklarda çevre bilinci oluşturulmalı, çevrelerine karşı ilgili, duyarlı ve keşfetmeye istekli olmaları sağlanmalıdır. (Dighe, 1993). Çevre ile ilgili kitaplar aracılığıyla çocuklarda konuya merak uyandırarak çevrelerini keşfetmeleri sağlanmalıdır. Zaman zaman hayal dünyaların geliştirici anlatımlara ve örneklemelere de yer verilmelidir.

Çevre ile ilgili konuları oyunlaştırma:
Doğa ve çevre ile ilgili konulara program içerisinde yer vererek, çocukların bunları oyunlaştırmaları desteklenmelidir. Böylece olayları somutlaştırarak çocukların yaşayarak – yaparak öğrenmeleri sağlanmış ve kolaylaştırılmış olur. Bu oyunlara eğitimcilerin de katılması, oyun içinde yönlendirme yapmalarını, ortaya çıkan fırsatları değerlendirmelerini sağlayacak ve çocukların kendilerini ifade etmelerine yardım edecektir.

Sanat eğitimi verme:
Çok küçük yaşlardan itibaren çocuklara sanat eğitimi verilerek güzelliklere karşı duyarlılık artırmalı, gözlem yapma yeteneği geliştirilmelidir. Sanatın hayatın bir parçası olduğu mesajı, çocuklara verilmelidir. Ayrıca sanatsal etkinliklerde gerçek sebze-meyve ve tahıl-kurubaklagillerin kullanımını engellemek, onların baskılarda ya da kolay çalışmalarında kullanılması yerine yiyerek tüketilmesi de çevreye duyarlılığın önemli bir boyutudur (Dighe, 1993). Artık materyallerin ve geri dönüşümü olan kağıtların kullanımı ya da beğenilmeyen resimlerin yapıldığı kağıtların yırtılması yerine arka yüzlerinin kullanımı etkinliklerde dikkat edeceğimiz çevresel boyutlardır.

Sınıf etkinliklerini dışarıya taşıma:
Zaman zaman sınıf içinde yer verdiğimiz etkinlikler dışarıya taşınmalı, çocukların doğayla iç-içeyken şiir yazmaları, hayallerini resme dökmeleri ya da değişik tasarımlar yapmaları sağlanmalıdır. Hikaye kitabı okumak da , doğada yapılabilecek bir diğer etkinliktir. Okunulan öykülere uygun olarak çocukların yaratıcı bir şekilde düşünmelerini sağlayacak oyunlar da oynanabilir (Fenton, 1996). Doğa ile ilgili öyküleri canlandırırken yapılan gözlemlerden yararlanarak kostümler de hazırlanabilir. Hazırlanan kostümlerin basit ama çocukların el emeği olmasına ve gerçeğe yakın hazırlanmasına da özen gösterilmelidir. Ayrıca, müzik, dans ve sanat etkinlikleri de dışarıda yapılabilir (Dighe, 1993). Bazı zamanlarda yemekleri ve ara öğünleri doğayla baş başayken yemek, eğer varsa balkon ve terası kullanmak, piknik yapmak da çocuklar açısından yararlı olacaktır. Çocuklar dışarıdayken içeride olduğundan daha fazla doğayla ilgili deneyim kazanacaklardır. Güneşin sıcaklığının, rüzgarın gücünün, gölgenin serinliğinin farkına varacaklardır. Etkinliklerini gerçekleştirirken açan çiçekleri, çiçekten çiçeğe konan böcekleri ve mevsimlerin farklılığını da yaşayacaklardır. Dışarıda planlanan etkinliklerde çocuklar, doğadaki nesnelere dokunma, koklama ve o nesneleri görme şansını da yakalayacaklardır. Böylece gerçek boyutlarını öğrenecek ve karşılaştırmalar yapabileceklerdir.

Oyun alanlarını iyi planlama:
Çocukların doğayı tanımaları ve doğal dünyayı öğrenmelerini sağlayan en uygun yerlerden biri de oyun alanlarıdır. Oyun alanları bazı çiçeklerin ve serbestçe dolaşan evcil hayvanların bulunmasına olanak kılacak kadar geniş olmalıdır. Dikkat edeceğimiz tek şey, evcil hayvanların çevresinin onların doğal yaşam koşullarına uygun olmasını sağlamaktır. Hayvanlara özgü bazı davranışları ve yaşantıları anlamak, bitkilerin nasıl büyüdüğünü gözlemek ve bakımlarının nasıl yapıldığını öğrenmek ve tüm bunlara bağlı olarak doğaya saygı duymak birincil amaç olmalıdır. Oyun alanının engebeli yerlerine plastik borular yardımıyla tüneller inşaa etme, çocukların bu gibi yerlerde barınan hayvanların yaşantılarını öykünmelerine yardım edecektir. Ağaçları büyük dalları arasına iki çocuğun oynayabileceği tahtadan evler inşaa etmek, hem kuş yaşantılarını incelemek hem de kendi oyun çevrelerini oluşturmaları açısından yararlı olmaktadır.

Bahçe içinde oyun alanının biraz dışında bir yerlerde çevresi belirlenmiş ekip biçmeye elverişli bir yerde soğan, domates, marul, maydanoz, biber, çilek, patlıcan vb. yiyecekler yetiştirilebilir. Böylece çocukların bitki yetiştirmenin aşamalarını öğrenmeleri sağlanmalıdır. Ekmeden önce toprağı kazmak, taş parçalarından ve eski köklerden toprağı arındırmak, tohumu ekmek ve üstünü toprakla kaplamak ve beklemek. Zaman zaman organik maddelerle toprağı beslemek, sulamak ve gelecek ekim için nasıl hazırlamak gerektiği konusunda çocuklara bilgi vermek de gerekmektedir. Topraktan ilk filiz görün-düğündeki heyecan, çocuklarla paylaşılmalıdır (Dighe, 1993). Bahçede eski materyallerden de yararlanılabilir. Örneğin; eski bir akvaryum kaktüs bahçesi oluşturmak için kullanılabilir. Fakat çocukları dokunmak için değil sadece seyretmek için olduğu konusunda uyarmak gerekir (Wilson ve ark, 1996). Bahçecilikle çocukların ilgilenmelerini sağlamak için bazı kurallara dikkat etmek gerekmektedir. Öncelikle küçük yaşlarda başlamak, basit sorumluluklar vererek yardım etmesini sağlamak, ekmesi kolay olacağı için iri tohumları tercih etmek, kısa zamanda sonucunu göreceği tohumlar kullanmak, çocukların ektikleri tohumlara ya da fidanlara etiketler koymak, çocukların boyutlarına uygun aletler kullanmak, eğer uygun bir yer varsa sınırları belirlenmiş ayrı bir yeri kullanmasına izin vermek, nasıl büyüdükleri, nelere ihtiyaçları olduğu gibi sorular sorarak düşünmelerini sağlamak ve onların sorularına cevaplar vermek, ortaya çıkan ürünü pişirip yemek, iyi model olmak ve en önemlisi bu işten zevk almalarını sağlamak (Clemens 1996; Miles 1989).

Çevreyi iyi düzenleme:
Çocukların doğal çevreye ait bilgilerini ve farkındalıklarını artırmak için yapılabilecek bir şey de, onların etraflarını bitki ve hayvan resimleri ile donatmaktır. Bu amaç için eski dergilerden kesilen manzara resimleri kullanılabilir. Çocuklar bu resimlerdeki gerçek nesneleri ne zaman ve nerelerde gördükleri hakkında konuşmaları için cesaretlendirilmelidirler (Wilson ve ark.,

Model olma:
Çocuklar yetişkinleri pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da model alarak ve onların davranışlarını gözlemleyerek, çevreyi sevmeyi ve çevre ile ilgilenmeyi öğrenirler. Yetişkinler ağaçlarla, çiçeklerle ya da böceklerle ilgilendiğinde ve onlara gereken özeni gösterdiğinde, çocuklarda çevre bilincinin doğup gelişmesi sağlanabilir ve çevresel farkındalık geliştirilebilir (Galvin, 1994). Ayrıca çocuklar gereksiz kağıt, su ve ışık kullanımından kaçınmak gibi çevreyi korumaya yönelik davranışları da yetişkinlerden model alırlar.

Sonuç
Okul öncesi yıllar.gelecek nesillere çevrecilik bilincini taşımada, doğa hakkındaki olumsuz tutumların ve duyguların önlenmesinde, yaşam boyunca sürecek olumlu etkileşimin sağlanmasında ve koruyucu alışkanlıkların geliştirilmesinde en uygun yıllardır. Çevrecilik eğitimi, doğal çevrenin korunması ve çocuğun gelişimi için oldukça önemlidir (Wilson ve ark., 1996). Ve en önemlisi, doğa, küçük yaştaki çocuklar için eğlence dolu, heyecanlı ve gelişmelerini sağlayıcı bir ortam oluşturmaktadır. Biz eğitimcilere düşen görev ise öncelikle çocukların heyecan, merak ve ilgilerini paylaşmak (Dighe, 1993) ve bu doğal ortamdan olabildiğince yararlanmak ve keşfetmek isteyen çocuklara yol göstererek onların çevreye duyarlı olmalarını sağlamaktır (Galvin, 1996).
Unutulmamalıdır ki, çocuğun çevresine karşı duyarlı olabilmesi, çevre hakkında bilgi sahibi olması ve böylece kendi varlığı ile ilişkilendirilmesi ile olanaklıdır (Türksoy 1991). Ve doğaya saygının, çevreyi öğrenmenin önemli bir boyutu olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Aşağıdaki öneriler, okulöncesi çocukların çevreye duyarlılığını artırmak amacıyla hazırlanmıştır.

Okul öncesi eğitim programları içerisinde, bilim ve çevre ile ilgili konulara ver
merak duyması sağlanmalı ve çevreyi nasıl koruyacakları hakkında bilgi verilmelidir.
Sınıflarda doğa ve bilim köşelerine yer verilmeli,
Müzeler, oyun alanları vb. yerlerde bazı kısımlar, her yaştaki çocukların dokunabilecekleri, aktif olarak katılabilecekleri fırsatlarla donatılmalı (örneğin, gördüklerini o anda resimleyebilecekleri yerler, kağıdı üstüne koyup izini çıkarabilecekleri mekanlar, hayvanları yakından gözlemleyebilecekleri yerler vb.)
Okulöncesi eğitimcilerinin ve ebeveynlerin çevreye duyarlı olmalarını sağlayıcı eğitimden geçirilmeleri de oldukça yararlı olmaktadır.

İstememezliK

leave a comment »

Eğer çocuk annesinden ayrılmak ve anaokuluna gitmek istemezse, neler yapmak gerekir?
Her çocuk seçme şansı verilirse, doğal olarak annesi ile kalmak ister. Ancak çocuk kendisi için doğru olanı değerlendirme kapasitesine sahip değildir.

Bu nedenle anaokuluna başlama gibi çok önemli bir kararının çocuğun anlık isteklerine bakılmaksızın anne-baba tarafından verilmesi gerekir.

Çocuğun istemediği taktirde okuldan alınacağını bilmesi veya bunu sezmesi, okula uyumunu ve düzenli devam etmesinin sağlanmasını zorlaştırır, hatta bazı hallerde imkansız hale sokar.

Bu nedenle, anaokulu ile ilgili önemli bir sorun ya da hastalık durumu olmadığı sürece okuldan ayrılmasının söz konusu olmadığı çocuğa anlatılmalıdır.

Anne-babasından hiç ayrı kalmamış çocukların anaokuluna başlamadan önce kısa süreli ayrılıklara hazırlanması faydalı olur. Hiç ayrılık yaşamamış çocuk, aniden farklı bir ortamda yalnız kalması endişe ve kaygıyı fazla hissetmesine neden olabilir. Bu nedenle çocuğun kısa süreli ayrılıklara alışması için hafta sonu bir yakınına bırakılması, gün içinde belli saatlerde evde ya da başka bir ortamda anneden ayrı biriyle kalması tavsiye edilir.

İlk birkaç gün çocuğun yeni ortama güven duyması ve aşinalık kazanması için öğretmenlerin önerileri doğrultusunda anne-baba anaokulunda belli bir süre kalabilir. Ancak bunun birkaç günü geçmemesi ve anaokuluna bırakırken anne-babanın vedalaşma süresini kısa tutması ve duygusal sahnelerden kaçınması önerilir.

Okul öncesi eğitimde çocuklar ne tip becerileri kazanır?
Çocuklar okul öncesi eğitim ile sosyal, duygusal fiziksel ve zihinsel birçok beceri kazanır ve geliştirirler.

Sosyal olarak paylaşmayı, sıra beklemeyi, kurallara uymayı, karşılıklı konuşmayı, oyun kurmayı, yaşıtları ile çıkan çatışmaları çözmeyi, kendini korumayı ve diğer çocukların haklarına saygı göstermeyi öğrenir.

Yemek, uyku, tuvalet gibi özbakım becerilerini kazanmak, anne-babadan ayrı kalmak duygusal gelişimine katkıda bulunarak kendine güvenini artırır.

Anaokullarındaki kesme, yapıştırma, boyama, kalem kullanma gibi faaliyetlerin düzenli olarak yapılması ise çocukların ince motor becerilerini geliştirir. Ayrıca koşma, zıplama, fırlatma, tırmanma gibi faaliyetlerle de kaba motor fonksiyonlarını kullanır ve geliştirir.

Anaokulundaki nesneleri eşleştirme, sınıflandırma, ölçme, gözlem yapma ve fikirler üretme gibi çeşitli faaliyetler çocuğun matematik ve bilim becerilerinin gelişmesini sağlar.

Canlandırma, taklit ve hayali oyunlar sayesinde hayal gücü gelişir.

Arkadaşları ve öğretmenleri ile konuşmak dil becerilerini geliştirir.

Kitapları incelemek, boyama ve çizimler yapmak, arkadaşlarına mektup yazmak gibi faaliyetler de dikkat ve konsantrasyonun artmasına ve erken okuma ve yazma yetilerinin gelişmesine yardımcı olur.

Anaokulu çocuğun yaratıcı yönlerini ve ilgi alanlarını ortaya çıkarmak açısından da önem taşır.

Okul Öncesi Ruh Durumu

leave a comment »

Okul öncesi eğitimine başlamak için en uygun yaş nedir?
Okul öncesi eğitim için hazır olma yaşı her çocuk için aynı değildir.

Genel olarak ana okuluna başlama yaşının 2-4 yaş arası olduğunu söyleyebiliriz.

Gelişimsel olarak bazı çocuklar 2 yaşında, bazı çocuklar da 3-4 yaşında ana okuluna başlamak için hazır olabilmektedir.

Annenin çalışması nedeniyle daha önceden anneden ayrı kalmaya alışık olan, ihtiyaçlarını konuşarak veya başka biçimlerde ifade edebilen, basit komutları izleyebilen, yürüme ve koşma gibi kaba motor fonksiyonları gelişmiş olan çocuklar hangi yaşta olurlarsa olsunlar, anaokuluna başlayabilirler.

Konuşma, yeme, hırçınlık, saldırganlık, büyüklerden ayrılamama, aşırı hareketlilik gibi sorunları olan çocukların anaokuluna gitmeleri de özellikle tavsiye edilebilmektedir.

Çocuğu anaokuluna psikolojik olarak nasıl hazırlamak gerekir? Onu nasıl motive edebiliriz?
Çocukların yeni ortamlara uyum yeteneği çok yüksektir. Ancak onun bu uyum yeteneğinin anne-babalar tarafınızdan engellenmemesi gerekir.

Aileler çocuklarını kreşe başlatma kararı verdiğinde, çocuktan önce anne-baba olarak kendilerinin buna gerçekten hazırlanması ve kararlarından emin olması gereklidir.  Anne-babalar çocuğun kreşe başlatma kararı konusunda ne kadar rahat olursa, çocuklar da, kendileri de o kadar az sorun yaşarlar. Anaokuluna başlamadan önce çocukla okul hakkında bol bol konuşmak, anaokullarında sıklıkla yapılan faaliyetleri çocuğa yavaş yavaş tanıtmak önemlidir. Örneğin evde makasla kağıt kesmeye ve boya kalemlerine alışkın bir çocuk, anaokulunda da aynı kağıt ve boyaları görünce rahatlar. Anne-babaların çocuğunuzun önemli bir adım atmakta olduğunu kabul etmeleri ve onu desteklemeleri önemli olmakla birlikte, farkında olarak veya olmayarak, bu değişiklik konusunun üzerinde çok fazla durmaları, yaşayacağı değişikliği çok fazla vurgulamaları da çocuğun kaygısını artırabilir.

Küçük çocukların anne-babaların verdiği sözel olmayan sinyalleri okumakta usta oldukları unutulmamalıdır. Bu nedenle eğer anne-baba onu kreşe başlattığı için suçluluk duyuyor ya da nasıl onu kreşe bırakıp çıkacağı konusunda endişe hissediyorsa, büyük olasılıkla çocukta bunu hissedecektir. Çocuğun kreşe rahat bir şekilde uyum sağlaması ve burada mutlu olması için öncelikle anne-babanın bu konuda kararlı, rahat ve emin davranması çok önemlidir.

Çocuğu kreşe gönderme kararı konusunda anne-baba ne kadar sakin ve emin davranırsa, çocuk da kendini o kadar güvende hissedecektir. Anne-babanın en ufak bir güvensizlik ya da tereddüdü ise çocuğun güvensizlik hissini ve kaygısını şiddetlendirecektir.

Çocuğu anaokuluna gönderirken karşılaşabileceğimiz zorluklar ve dikkat etmemiz gereken noktalar nelerdir?
Anne-babasından hiç ayrı kalmamış çocukların anaokuluna başlamadan önce kısa süreli ayrılıklara hazırlanması faydalı olur.

Hiç ayrılık yaşamamış çocuğun aniden farklı bir ortamda yalnız kalması endişe ve kaygıyı fazla hissetmesine neden olabilir. Bu nedenle çocuğun kısa süreli ayrılıklara alışması için önceden hafta sonu bir yakınına bırakılması, gün içinde belli saatlerde evde ya da başka bir ortamda anneden ayrı biriyle kalması tavsiye edilir.

Çok çekingen ve kendine güveni düşük çocuklar ve sınır ve kural tanımayan çocukların anaokuluna başlamasında değişik sorunlar yaşanır. Çekingen çocuklarda öğretmen yardımı olmadığında çekingenlik ve güvensizliğin artması gözlenebilir. Bu gibi durumlarda öğretmenle işbirliği yapılarak, çocuğun kendini ifade etmesinin sağlanması önemlidir.

Sınır ve kural tanımayan çocukların da diğer çocuklara ve okul eşyalarına zarar vermesi sorunu yaşanabilir. Yine aynı şekilde öğretmenlerle işbirliği yapılarak, sınır ve kuralların bu çocuklara öğretilmesi sağlanabilir.

Çocuk anaokulundan korkuyorsa, neler yapmak gerekir?
Her yeni ortama girmenin çocuklarda ve yetişkinlerde belli düzeyde bir kaygı oluşturması doğaldır. Yukarıda belirttiğim şekilde çocuk önceden hazırlanarak bu kaygısını yenmesinde yardımcı olunabilir.

Ancak anne-babanın farkında olarak veya olmayarak, bu değişiklik ve kaygının üzerinde çok fazla durması, kendilerinin de kaygılı olması çocuğun kaygısını artırabilir.

Küçük çocuklar sözel olarak ifade etmeseler de, davranış ve mimiklerinden anne-babalarının neler hissettiğini çok iyi anlarlar. Eğer anne-baba çocuğu kreşe başlattığı için suçluluk ya da kaygı duyuyorsa, büyük olasılıkla çocuk da bunu hissedecektir.

Çocuğun kreşe rahat bir şekilde uyum sağlaması ve burada mutlu olması için öncelikle anne-babanın bu konuda kararlı, rahat ve emin davranması çok önemlidir. Çocuğu kreşe gönderme kararı konusunda anne-baba ne kadar sakin ve emin davranırsa, çocuk da kendini o kadar güvende hissedecektir.

Okul Öncesi Drama Etkinlikleri

with one comment

Okul öncesi eğitim neden önemlidir?
Okul öncesi eğitimin çocuklar, aileler ve toplum açısından birçok faydası vardır. 0-6 yaş arasını kapsayan erken çocukluk dönemi çocuğun en hızlı geliştiği dönemdir.

Beyin yapısı ve fonksiyonlarının gelişiminin üçte ikilik bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler beynin çalışma biçimi için belirleyicidir. Yapılan çalışmalar okul öncesi eğitim alan çocuklarda okula devam oranlarının ve okul başarısının daha yüksek olduğunu göstermiştir.
Okul öncesi eğitim sosyal ve duygusal gelişimi destekleyerek, yetişkinlik döneminde de kişilerin daha üretici ve verimli olmalarını ve sahip oldukları potansiyeli tam olarak kullanmalarını sağlar.
Çocukların gelişim özellikleri, bireysel farklılıkları ve yetenekleri göz önüne alan, sağlıklı bir biçimde fiziksel, duygusal, dil, sosyal ve zihinsel yönden gelişimlerini sağlayan, olumlu kişilik temellerinin atıldığı, yaratıcı yönlerinin ortaya çıkarıldığı, çocukların kendilerine güven duymalarının sağlandığı, ebeveyn ve eğitimcilerin etkin olduğu kaliteli bir okul öncesi eğitim programına katılan çocukların diğer çocuklara kıyasla gelecekte okul başarıları daha yüksek, sosyal ve duygusal, sözel, zihinsel ve fiziksel gelişim açısından daha yetkin olduklarını araştırmalar göstermiştir.

Okul öncesi eğitimin yararlarını kısaca şu şekilde sayabiliriz:

1-Çocukların zeka puanlarında yükselme

2-Sınıfta kalma ve okul eğitiminden ayrılma oranlarında düşme

3-Çocukların beslenme ve sağlık durumunda iyileşme

4-Sosyal ve duygusal davranış gelişiminin daha ileri olması

5-Daha olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisi

6-Yetişkinlikte kendine yeten, ekonomik kazanç potansiyeli yüksek bireyler olmak

Bu yüzden bu dönemde çocuğun zihinsel ve bedensel olarak yeterli beslenmesi ve etkileşimde bulunabildiği, onun gelişimini destekleyen bir ortamda bulunması gerekmektedir. Erken çocukluk eğitimi insan gelişiminin başlangıç noktasıdır. Okul öncesi eğitim, çocukların ve ülkemiz insanının uzun vadede daha üretken, daha yaratıcı, sorun çözmede daha yetkin olmasını sağlar.

Okul öncesi eğitim çocuğu ilköğretime hazırlar mı?
İlköğretime hazır olmanın şartlarından biri çocuğun kendi yaşına uygun zihinsel gelişim düzeyine erişmesidir. Buna paralel olarak ilkokula başlayacak her çocuğun bazı temel becerileri kazanmış olması şarttır. Okul öncesi eğitim bu becerilerin kazanılmasında önemli bir rol oynar.

Okul öncesi eğitimin okula hazır olmayı sağlama açısından kazandırdığı becerileri şöyle özetleyebiliriz:

Sosyal olarak, çocuklar oyuncakları paylaşmanın yanında yetişkinin ilgisini, yiyecekleri paylaşmayı ve karşılıklı konuşmayı öğrenirler. Ayrıca yaşıtlarıyla çatışmaları ve ilişkilerde ortaya çıkan sorunları çözümlemeyi ve kendini nasıl ve ne zaman koruyacağını ve diğer çocukların hakkına saygı göstermeyi de öğrenirler. Bütün bunlar çocuğun ileriki yaşamında ortaya çıkan tüm sorunları çözmesine yardımcı olacak problem çözme becerilerinin artmasını sağlar.

Duygusal olarak, kendi işlerini kendisi yapması, sorunları kendisinin halletmesi ve bazı kararları kendisinin vermesi sayesinde kendine güveni yükselir.

Anne-babadan ayrı kalabileceğini ve onların bulunmadığı zamanlarda da kendisine bakabileceğini görmek çocuğun öz güven ve bağımsızlık duygularını artırdığı gibi, kendi kendini avutma ve oyalama becerilerinin gelişmesine yardımcı olur.

Ayrıca toplu yaşamanın gerektirdiği sınırlara ve kurallara uymayı da anaokulunda öğrenirler.

Fiziksel olarak kesme, yapıştırma, boyama, kalem kullanma gibi faaliyetlerin düzenli olarak yapılması sonucu ince motor becerileri gelişir.

Ayrıca koşma, zıplama, fırlatma, tırmanma gibi kaba motor fonksiyonlarını da kullanır ve geliştirir.

Zihinsel olarak, nesneleri eşleştirme, sınıflandırma, ölçme, gözlem yapma ve fikirler üretme gibi matematik ve bilim becerilerini kazanır.

Canlandırma, taklit ve hayali oyunlar sayesinde hayal gücü gelişir. Arkadaşları ve öğretmenleri ile konuşmak dil becerilerini geliştirir.

Kitapları incelemek, boyama ve çizimler yapmak, arkadaşlarına mektup yazmak gibi faaliyetler de erken okuma ve yazma yetilerinin gelişmesine yardımcı olur.

Ayrıca anaokulundaki faaliyetlerin dikkat ve konsantrasyon gerektirmesi çocuğun beyninin bu fonksiyonlarının gelişimine katkıda bulunur.

Dikkat eksikliği sorunu ve öğrenme güçlüğü olan çocukların erken farkedilmesi ve okula başlamadan gerekli önlemlerin alınmasını sağlar.

Tüm bunlar da okula hazır olması ve okul başarısı açısından önem taşır

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.